Kadın Dayanışma Merkezleri ve Kadın Sorununa Bakış

20 .yüzyıl başında New York’da Konfeksiyon ve tekstil fabrikasında çalışan kadınlar insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücretle çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla örgütlenerek eyleme başladılar.Çalışma saatlerinin 8 saate indirilmesi,insanca ücret,oy hakkı ve çocuk emeyine son vermek amacıyla yaptıkları eylemde “ekmek ve gül” sloganını kullandılar.Ekmek iş güvenliğinin,gül ise daha iyi bir yaşamın sembolüydü.1910 yılında kopenhakta toplanan Sosyalist Enternasyonal Konferasında Kadınlar günü önerisi ABD deki konfeksiyon işçilerinin grevinden esinlenen Clara Zetkin tarafından 8 mart “Kadınların Uluslar arası birlik Dayanışma ve Mücadelwe Günü” olarak ilan edildi.Böylece 8 Mart dünya kadınlarının yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı kadınların ekonomik,demokratik,sosyal haklarını dile getirdikleri gün olarak kutlanılmaya başlandı.Tüm Dünyada olduğu gibi ülkemizdede büyük bir coşku heyacankla “kadınlar Günü “yıllardır kutlanmaktadır.  Türkiye’de ki kadın emeğinin, istihdamındaki oranı %23 lere gerilerken, kayıt dışı sektörde çalışan kadın oranı, toplam kadın işgücünün %37 sini oluşturuyor. Gelir dağılımındaki eşitsizliğin derinleşmesi en çok kadınları etkiliyor. Yoksulluktaki artış, yoksul kadın kitlesini hızla genişleterek kayıt dışı, yasadışı işlere zorluyor.

Ülkemizde kadına yönelik her türlü ayrımcılığın yanı sıra ,fuhuş,aile içi şiddet,ekonomik ve siyasal şiddet her geçen gün daha da tırmanıyor.Bir bütün olarak toplumun tüm birimlerinde (özellikle okullardaki)yükselen şiddet dalgası artık kaygı verici boyutlara ulaşıyor.Yapılan araştırmalarda kadına yönelik şiddet oranı en yüksek olan ülkeler arasında yer almaktayız.Özellikle Namus ve töre Cinayetlerinde ölen kadın sayısı  son yıllarda artmaktadır. Kadının toplumsal statüsündeki sorunları, kadına yönelik toplumsal baskı ve engellemelerin, ekonomik bağımlılık ataerkil aile ve feodal toplum yapılanması gibi temellerden Doğduğu görülmektedir.

Ülkemizde toplam nüfusun yarısını yani % 50.67’sini kadın nüfus oluşturmaktadır. Kadının dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok kesimde ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor olması hak etmediği bir hayatı sürdürmesine neden olmaktadır. Kadınlar arasında okuma yazma bilmeyenlerin oranı hala ciddi boyuttadır. Kadınların iş yaşamında meslek tercihlerindede kısıtlılığı sosyal, siyasal gelişimlerinin engellenmesi ayrımcı tutumun yansımasıdır.

Erkek egemen toplum anlayışının, cinsiyetçi toplum ilişkilerinin ve cinsiyetçi iş bölümünün bir toplumsal tabanı olduğu açıktır. Bu durum kadına özerk birey olma hakkını tanımamakta, şiddeti açık hale getirmekte ve onu cinsellik ve doğurganlığa indirgemektedir.

Aile içi ve aile dışı şiddet, dayak, ensest, tecavüz, cinsel taciz, eve mahkûmiyet, eğitim, çalışma, siyasi faaliyet hakkı, karar verme mekanizmalarında yer alma durumu gibi psiko-sosyal engellemeler çalışma koşullarında fiili eşitsizlikler başlıca sorunlardır. Fiziksel, cinsel, duygusal, ekonomik şiddet başlıkları altında süren bu davranışta kadının yaşı, sosyo-ekonomik durumu ne olursa olsun yaşanmakta söz konusu şiddet ya bilinmekte ya da birçok kadın tarafından kabullenilmesi gereken bir süreç olarak algılanarak varlığı gizlenerek devam etmektedir.

Bu düşünceyle kadın danışma merkezlerine şiddetle ihtiyaç vardır.Ancak kadın danışma merkezlerinde çalışacak meslek elamanlarının tanımının çok iyi belirlenmesi gerekiyor. Sosyal hizmet Uzmanı,Psikolog, Aile Danışmanı;Psikiatrist gibi mesleki formasyon sahibi meslek elamanlarının bu merkezlerde çalışmalarının yararlı olacağı inancındayım.Çok yakında Şişli Belediyesi tarafından açılacak Kadın Danışma Merkezlerinde kadınların her türlü sorunları ile ilgili bilimsel ve mesleki çalışmalar yapılacaktır.  İç İşleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelge uyarıncada her il ve büyük ilçelerde Kadın Sığınma Evlerinin açılmasını zorunlu hale getirmektedir. Özellikle eşleri tarafından şiddete uğradığı için gidecek yeri olmayan kadınlar için sığınma evleri çok önemlidir. İstanbul gibi mega şehirde sayılarının beşi, altıyı geçmemsi “Dünya Kadınlar Gününde”önemli bir eksikliktir. Tüm çalışmalarda olduğu gibi sosyal belediyecilikte de öncü olan Şişli Belediyesinde yakın zaman da kadın sınma evi açılması için çalışmalar başlamıştır. Başkanımız Mustafa Sarıgül İlçemizde belediye öncülüğünde İstanbuldaki 42 Kadın Sivil Toplum örgütünü toplayarak uzun erimli çalışma başlatması kadın sorunlarına bakışındaki hassasiyeti gösrtermiştir. Bu nedenle 8 Mart kutlamasında üç binden fazla kadın Lütfü Kırdar salonunu doldurdu.

Kadınların ekonomik, demokratik, sosyal ve siyasal haklarını en geniş anlamda savunmak için kendi örgütlenmelerine destek yanlarında olduğumuzu göstermeliyiz. 

Kaynak: http://www.kentimgazetesi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=252&Itemid=74