Korunmaya Muhtaç Çocukların Kaldığı Çocuk Yuvaları ve Yetiştirme Yurtları Gerçeği

Korunmaya muhtaç çocuklar ve bu çocukların bakılıp korunduğu kurumlar olarak Çocuk Yuvaları ve Yetiştirme Yurtları toplumda en az bilinen ama haklarında en çok konuşulan, ‘konuşulabilen’ kurumlar oldu. Oysa çok fazla bilinmeyen bu hassas kurumlar hakkında basına haber vermeden önce çok daha dikkatli ve hakkaniyetli olmak gerekmektedir. 

 Bu kurumlar hala hem basında hem kamuoyunun genelinde ‘hayırseverlik’  ve ‘kimsesizler’ alanı olarak görülmektedir. Oysa genel olarak ‘sosyal hizmetler’ özel olarak ‘korunmaya muhtaç çocuklar’ alanı bir kamu alanı olarak modern bürokratik alanının bir parçasıdır. Bu alan yani çocukların tespiti, bakımı, kurumlardan izinsiz ayrılışı, çocukların ‘kaçak’ durumdayken yapılacak işlemler tanımlanmış, bir mevzuata bağlanmış ve her isteyenin ‘öğrenebileceği’ bilgilerdir. Ancak bu konuları gündeme getirenler çoğu kez bu mevzuat yokmuş gibi davranmaktadır.   

 En son yazılı ve görsel basında yer alan İstanbul Atatürk Kız Yetiştirme Yurdu ile ilgili olarak gündeme gelen konular aynı yöntemle tartışılmaktadır. Yurtta otuz çocuğun ‘olmadığı’ bilgisi, ancak konuya ilişkin mevzuat ve uygulamaların bilinmemesi, bilinmek istenmemesi ya da ‘manipülatif’ amaçlı kullanımı ile açıklanabilir. Birkaç yıl içinde Yurttan ayrılan çocukların sanki hepsi bir gece ayrılmış gibi gösterilmesi bu manipülasyonu göstermektedir. Bu alanı bilen ya da bilmek isteyen için ‘anlaşılabilir’ bir sorun iken; saptırmak isteyenler için bir ‘skandala’ dönüşebiliyor

. Çocukları ‘fuhuştan’ koruyan kurumlar maharetli ellerde ‘fuhuşa’ zemin hazırlayan kurumlar gibi gösterilirken; hepimizin ortak değer kabul ettiğimiz çocuklara zarar verildiğini unutur olduk.

 Bu konuların en son tartışılacağı alanda, yani basında ilk tartışılmak iyi niyetle açıklanmaktan uzaktır. Bu nedenle aşağıdaki hususları kamuoyu ile bir kez daha paylaşma ihtiyacı duymaktayız: 

1)   SHÇEK(Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu) birçok diğer kamu kurumu gibi ciddi ve yapısal sorunları olan bir kurumdur. ”Türkiye’nin en büyük ailesi olarak tanımlanır” Bu kurumun en temel sorunu toplumsal sorunlar karşısında yetersiz kurumsallaşma, yetersiz meslek elemanı(sosyal Hizmet Uzmanı,Psikolog,Çocuk gelişim uzmanı,meslek öğretmenleri), yanlış personel rejimi,ucuz işgücü amacıyla taşeron şirketlerden kalifiye olmayan elaman istihdamı,siyasi amaçlı yapılan sürgün ve tayinler,mesleki bilgi deneyim ve konunun uzmanı olmayan yöneticilerin atanması ve bütçe yetersizlikleridir.

2)    Dernek olarak daha güçlü bir SHÇEK gerekliliğine inanmaktayız. Ancak konuyu yanlış yansıtan bu tür manipülatif haberler bu Kurumu sürekli zayıflatmaktadır; hem buralarda barınan çocukları hem de çalışanları sürekli taciz etmektedir. Kurum ve çocuklar toplum nezdinde sürekli ‘dışlanmaktadır’ ve itibar kaybına uğratılmaktadır. Kız yetiştirme yurdunda kalan kızlarla ilgili Bakan ve bir milletvekilin basın önünde tartışmaları çocukları olumsuz yönde etkilemektedir.Okula giden kızlara sorulan sorular ve yanlış değerlendirmeler onurlarının kırılmasına ,kişiliklerinin örselenmelerine sebep olmaktadır Hele kızların basında konu mankeni olarak teşhir edilmeleri son derece sakıncalı.Bu nedenle okula gitmek istememekte ,insanlardan kaçmayı yeğlemekteler.

3)  SHÇEK problemsiz bir kurum değildir; ama ‘çocukların fuhuşa’ itildiği gibi ciddi iddialar gündeme getirilmeden önce mutlaka doğrulanmalı; sorunun tarafları olarak yetkililer ve ilgili sivil toplum kurumlarının görüş ve bilgisine mutlaka başvurulmalıdır.

4)    Siyaset de ‘problemsiz’ bir alan değildir. Birçok siyasetçi arasında birçok sorun olabilir; ama kendi aralarındaki sorunları çözmeye çalışırken; ‘çocukları’ alet etmenin hiçbir etik yanı yoktur. Çocukları, çocukları  ‘koruma adına’ hareket eden kişilerden nasıl koruyacağız? Bu noktada basının haberlerinde daha sıkı süzgeçler kullanmasının tek seçenek ve bir basın ahlak görevi olduğu açıktır.

5)  Meslek örgütü olarak yaptığımız incelemelerden Kurumun ihmalinden kaynaklanan bir ‘fuhuş’un söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Sorun çocuklardan çok ‘çocukların’ sözde koruyucuları arasındadır. Halen adı geçen Kuruluşun müdürlüğünü yürüten meslektaşımızın(Atatürk Kız Yurdu Müdürü) bu konularda herhangi bir ihmali söz konusu değildir. Kendisine karşı yürütülen çirkin muhalefette, çocuklar kullanılmaktadır.

 6)  Toplumda küçük yaşta kız çocuklarının fuhuşa sürüklendiği bilinen bir durumdur; duyarlı kişi ve kuruluşların bu konuda fuhuşun kaynağı olan mafyavari kesimlere yönelmelidirler; bu çocukları koruyan ‘sosyal hizmet kurumlarını’ mesnetsiz suçlamak ise bir hedef saptırmadır. Bu kurumlara bu toplumun ve çocukların daha çok ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.Bir başka yanlışta bu kurumları işlemeyen ,mutsuz kuruluşlar gibi gösterip özel kiş,dernek ve vakıflara devredilme anlayışında olanlara ortam yaratılmak istenmektedir. Sosyal hizmet kurumları denetime ve incelemeye açık olmalıdır; ama ‘baskınlara’ da kapalı olmalıdır. Buralarda ‘gece baskınları’ ile alınacak her tür bilgi ‘gündüz ziyaretleri’ ile de alınabilirken neden ‘İlgililer’ gündüz aydınlığından korkuyorlar? 

Basında “Bahçelievler Çocuk Yuvasında Fuhuş” haberleri ile ‘sosyal hizmetler’ ve ‘çocuklarımız’ bir kez daha hak etmedikleri bir bağlam içinde gündeme gelmiştir; ama bilinmelidir ki bu ‘muhbirlik bilgisine dayalı basında tartışma’ geleneği ‘çocukların’ daha iyi korunmasına hiçbir fayda getirmemiştir. Aksine bu yöntem sosyal hizmet kurumlarını, çalışanları ve savunmasız çocuklarımızı sürekli rahatsız etmiş, rencide etmiş ve çocukları cinsel istismardan koruyacak sistemi zayıflatmış, güçlendirmemiştir.

Çağdaş Sosyal Devlet: sosyo-ekonomik yönden yetersiz olan toplum kesimlerini destekleyen,güç koşullarda yaşayan ihmal ve istismara uğrayan,özel ilgi ve desteğe gereksinim duyan yurttaşlarına sahip çıkmayı,el uzatmayı,kendisi için görev,yurttaşları adına hak bilen bir devlettir. Çocuk Esirgeme Kurumu 1921 yılında kurtuluş savaşı sürerken şehit çocuklarını yetiştirmek üzere büyük önder M.Kemal ATATÜRK ün talimatı ile Himaye-i Eftal cemiyeti olarak kurulmuş olup daha sonra Çocuk Esirgeme Kurumu olarak faaliyetine günümüze kadar devam etmiştir.Bu kurumlarda yetişmiş devletin iyi kademelerinde görev olan sayısız bürokratlar, saygın işadamları, seçkin sanatçılar yetiştiren bu kuruma sahip çıkmak insani görevimiz olmalıdır.Bu kurumlarda korunma altında olan on binlerce çocuğun ihmal ve istismar edilmelerine izin verilmemelidir.Hangi konumda olurlarsa olsunlar “çocuklar toplumundur,Devletindir anlayışı ile sahip çıkmak gerekir. 

Kaynak: http://www.kentimgazetesi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=191&Itemid=74