Okullarda Yaşanan Şiddet Olayları

Çocuk ülkeden ülkeye yaş aralığı değişse de tanım ve gereksinimleri aynı olan bireylerdir. 18 yaşına kadar her insan “çocuk” sayılır. Çocukların yaşama- korunma- gelişme ve kendilerini ifade edebilme hakları vardır. Bu haklar Çocuk Hakları Bildirgesi ile güvence altına alınmıştır. 
Okulların açıldığı ilk günlerde basında gördüğümüz şiddet olayları herkesi derinden yaraladığı gibi ciddi düşüncelere de yönelmemiz gerektiğini de işaret etmektedir. Üç aylık tatil döneminden yeni çıkan bu sevimli yavruların ilk günlerde saldırgan davranışlara yönelmeleri, birbirlerine acımasız bir şekilde zarar vermelerinin sebebi nedir? 

Oyun- eğitim döneminde olan bu çocukların sevgi- saygı- hoşgörü- dostluk- paylaşımcılık özellikleri niçin yok olarak yerini kin- öfke- nefret- bencillik- öç alma duygularına yöneliyorlar. Günlük yaşantımızda karşılaştığımız bireysel ve toplumsal şiddet olaylarının temelinde insanlık tarihi boyunca süregelen birikimlerin olduğu bilinen bir gerçektir. Diyalektik açıdan bakıldığında sebep- sonuç ilişkisi içerisinde nicel birikimlerin nitel sıçramasıdır. 

Sağlıksız yapılaşma, çarpık kentleşme, istem dışı göç, işsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlik, kontrolsüz nüfus artışı, eğitim düzeyinin düşüklüğü, bilgi eksikliği gibi birbirine bağlı birçok sorun nedeniyle sağlıklı çocuk yetiştirilememektedir. Çeşitli dönemlerde yaşanan sosyo-ekonomik krizler nedeniyle çocuklar eğitim ortamından erken kopartılmakta küçük yaşta sağlıksız ortamlarda iş yaşamına yönlendirilmektedir. 

Aile ortamında gerekli sevgi ve özgüven desteğini alamayan, okul içerisindeki akademik eğitimi de başarısız olan çocuk olumsuz hareketler geliştirerek kendini kabul ettirmeye çalışır. Okul önlerinde birbirlerine kesici- delici aletlerle saldıran çocukların ailesel ve eğitimdeki başarı durumları araştırıldığında çok çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. 

Çoğunlukla aile sorunları olan sorunlu çocuklar, çeşitli sebeplerle okuldan ayrılmış, okuldaki eğitim durumları düşük, sosyal yönleri eksik olan çocuklar olduğunu görürüz. Bu nedenle çocukların okul içerisinde çok iyi denetlenmesi, kontrol edilmesi, desteklenmesi ve olumlu yönlendirilmesi gerekmektedir. Çocuk- aile- okul üçgeni içerisinde okul rehber öğretmenlerine büyük görev düşmektedir. Bu amaçla rehber öğretmenlerinin sayısı ve işlevselliği mutlaka arttırılmalıdır. Çocukların oyun çağında olduğu unutulmadan sosyal aktivitelere geniş yer verilmelidir. 

İmkânlar ölçüsünde okullarda sosyal- eğitimsel- kültürel- müzik ve spor çalışmaları genişletilmelidir. Özellikle derslerinde başarısız olan çocukların aileleri ile ilişkiye geçilerek mutlaka desteklenmesi gerekmektedir. Unutmayalım onlar bugün sayıları az ve küçükler, büyüdüklerinde biz büyüklerden hesap soracaklar. Yazın Şişli Belediyesi tarafından Bursa Uludağ’da yapılan “Liderler Kampı’nda” üç gün içerisinde çocuklara verilen sevgi- dostluk- paylaşımcılık eğitiminin çocukların psiko-sosyal gelişimlerinde ne denli yararlı olduğunu aileler gördü. 

5000’den fazla öğrencinin katıldığı kampta, profesyonel meslek elemanları aracılığı ile verilen oyun ağırlıklı eğitimlerle çocukların birbirlerine karşı duydukları sevgi- hoşgörü ve saygı gelişti. Şişli de devam edecek “Liderler” çalışmasının yansımaları okuldaki başarının yükselmesi ile görülecektir. Bu nedenle çocukların okuldaki başarılarına destek olan bu çalışmaları yürüten sosyal Belediyeci önderi Mustafa Sarıgül’e çocukların duyduğu sevgi boşuna değildir.

Kaynak: http://www.kentimgazetesi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=581&Itemid=74