Sokakta Çalışan Çocuklar

Bir ülkede çocukların yaşatılması gelişimi ve korunması o ülkenin toplumsal ekonomik yapısı ve sorunlarıyla yakından ilişkilidir. Türkiye’nin toplumsal-ekonomik yapısı ve sorunlarını belirleyen toplumsal olguların başında nüfus artışı, göç ve kentleşme gelmektedir.
 

Sanayileşme süreciyle beraber göç kırlardan kentsel yörelere, küçük kentlerden büyük kentlere, gelişmemiş bölgeden gelişmiş alanlara olmak üzere sürmektedir. Göçün temelinde nüfus artışı, makineleşme ile ortaya çıkan işsizlik ve büyük kentin olanakları gibi faktörler bulunmaktadır. Göç sonucu büyük kentlere akan nüfusun çoğunluğu bugün “Varoş (gecekondu)” denilen genellikle yoksul yerleşim alanlarında oturmaktadır. Gecekondu yörelerinde yaşayan nüfusun yoksulluk, işsizlik, aile parçalanması, suçluluk, alkol bağımlılığı, aile içi şiddet vb. gibi sorunları daha çok yaşadığı bir gerçektir. Kentlerde koruyucu, önleyici, eğitici çalışmaların yapılamamış olması sosyo ekonomik güçsüzlük sonucu sorunları daha da ağırlaştırmakta ve bu durum en çok çocukları etkilemektedir. Sonuç olarak bu çocuklar ana babanın bakım ve denetiminden uzaklaşmakta. Genellikle çalıştıkları için eğitim kurumlarından daha az yararlanmakta ve nihayet büyük kentlerin sokaklarında yaşamlarını kendi başlarına sürdürmek zorunda kalmaktadırlar. Büyük kentlerdeki “sokak çocukları” sorunu bu aşamada kendini göstermektedir. Türkiye’de ilk olarak 1950’li yıllarda ortaya çıkan “köprü altı çocukları” kavramına benzer olan sokak çocukları “ana-baba’nın koruması ve bakımının yetersizliği nedeniyle kısmen yada tamamen sokaklarda yaşamak zorunda kalan çocuklar” olarak tanımlanabilir. Bunlar evden kaçan, evden atılan aile tarafından ihmal edilen ve kötü muamele gören eğitim kurumları ile bağları zayıflamış, hatta tamamen kopmuş, sokaklarda gece gündüz savunmasız ve korunmasız dolaşan, bazen dilenen, bazen de bir iş bulup çalışan çocuklardır. Türkiye’de sokak çocuklarının en çok bulunduğu kent nüfusu 15 milyon nüfusu olan İstanbul’dur. Sorunu bu denli yoğun yaşayan İstanbul’da İstanbul Valiliği öncülüğünde Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Koordinasyonunda Kurumsal çalışmalar dokuz yıldır yürütülmektedir. Ancak konunun önemi nedeniyle kurumsal çalışmalara sivil toplum örgütlerinin, halkın  özellikle basının duyarlılığı çok önemlidir.
 

Temelinde kontrolsüz göç, işsizlik, eğitimde fırsat eşitsizliği, ailenin sosyo-ekonomik  ve kültürel yoksunluğu, gelir dağılımındaki düşüs olan sosyal olgu ile başedilememesi  halinde telafisi güç sorunlar yaratılacaktır. Sokakta Yaşayan Ve Sokakta Çalıştırılan Çocuklar sorununa çözüm modeli olarak ailenin güçlendirilmesi temel amaç olmalıdır.
 

Bu amaçla özellikle gecekondu bölgelerinde başlamak üzere açılacak Toplum Merkezleri, Aile Danışma Merkezleri önemli kuruluşlar olacaktır. Ailenin ekonomik, sosyal ve eğitimsel alanda güçlendirilmesi çocukların bilinçli yetişmelerine olanak yaratacaktır. Yerel Yönetimlerin varlığı ve çalışmaları çok önemlidir. Her çalışmada olduğu gibi aileye yönelik çalışmalarda da öncü olan Şişli Belediyesi aile merkezli çalışmalara hız vermektedir. Sayıları hızla artan sosyal amaçlı merkez ve kurslarla binlerce çocuk, kadın, engelli ve yaşlılarla birebir ilgilenilmekte sivil toplum örgütleriyle sıcak ilişkiler geliştirilmektedir. Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün halk tarafından çok sevilmesinin temelinde de insan sevgisini temel alıp onların sorunları ile yakinen ilgilenmesi yatmaktadır.


Kaynak: http://www.kentimgazetesi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=56&Itemid=74