Yerel Yönetimlerde Kadınlara Götürülen Hizmetler

T.C. Anayasası Madde 10: Herkes dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Yoksulluk: insan tarihinin her döneminde farklı boyutları ve gelişimleriyle karşımıza çıkan bir kavramdır.  Üretici güçlerin gelişimine bağlı olarak belirlenen üretim biçiminde yoksulluğun tanımını şöyle de yapabiliriz; Yoksulluk; çalışma, politika, kültür ve kişisel gelişme de yeterli aktivitelerden yoksun olma halidir. Ekonomik (parasal) eksiklik bu durumun bir yüzüdür. Bir başka tanımlamada; kendisini veya bakmak zorunda olduğu kişilerin geçimini kendi olanakları ile yerel ölçülere göre hiç ya da yeterli derecede sağlayamama durumudur. Yoksulluk kendisini veya bakmak zorunda olduğu kişilerin geçimini kendi kaynakları veya yakın akrabalarının desteği ile elde edememe halidir.  Türkiye’de kent yoksulluğu köyden kente göç olgusu içinde değerlendirmek gerekmektedir. Yoksulluğa bağlı olarak

1)  Geçimlik etkinliklere yönelme, gıda üretmek, yakacak toplamak, sosyal dayanışma örgütleri kurmak.

2)  Tasarruf yapmak, öğün sayısını azaltmak, daha ucuz mal ve hizmetleri satın alma, çocukları okula göndermeme, çocukları çalıştırma.

3)  Hanenin büyüklüğünü ve bileşimini değiştirmek ölçek ekonomilerinden yararlanma (birden fazla ailenin birlikte oturması)

4)  Ailede daha fazla bireyin iş gücüne katılması (kadınların-çocukların) Göç ve kentleşme nedeniyle geleneksel yardımlaşma ve dayanışma ağının zayıflaması, yeni kentsel ve sivil toplum dayanışma ağı oluşturamamasıyla yoksulluğun etkilerinin vurucu hale gelmesi bu durumun bireyleri yalnızlığa, umutsuzluğa ve çaresizliğe sürükler.   Yoksullukla mücadelede en önemli aktörler olan kadınların kamusal alanlardan uzak tutuluyor olması, eğitim olanaklarının düşüklüğü, sık ve sağlıksız doğumlar, şiddet görme, ev işlerine bağımlı olması birey olarak gelişimlerini olumsuz etkiler.    Feodal toplumlardan kapitalist topluma geçişle birlikte fakirlik, muhtaçlık olarak ta adlandırılan yoksulluk kavramı bir sosyal sorun olarak toplumlarda ele alınmaya başlandı. “Yoksulun sırtından soyan soyana Bunu gören yürek nasıl dayana.Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana,Bilmem ağlasam mı ağlamasam mı?” türkü dizeleri de en iyi şekilde yoksulluğu. Tanımlamıştır  Burada en önemli etken yoksulluğun ekonomi, makine, insan, mal ve kent yaşamındaki ilişkilere bağlı olarak gelişim göstermesi   

    Yoksulluğa bağlı olarak 

 -  Aile parçalanması  -   Kadınların, Fuhuş, şiddet ve ucuz iş gücüne zorlanması  -  Çocukların korunmasında sıkıntı o  Sokakta yaşayan çocuklaro  Sokakta çalıştırılan çocuk  Suça yönelen çocuklar   Yoksulluğun genel belirleyicileri:

  1.  Düşük gelir
  2.  Yüksek işsizlik.   
  3. Düşük eğitim düzeyidir.  

d   Fiziksel özüre.   

e    Geniş aile

  1.   Ücret sorunları   

h  Ucuz işgücük  Sigortasız çalıştırılan çocuklar

  1.  iş olanaklarının sınırlılığı  

Dış borçlar-askeri harcamalar, uzun süren savaşlar, ticari kısıtlamalar, ekonomik ilişkilerin eşitsizliği yoksulluğun dışsal nedenleri arasında sayılabilir.  Türkiye istatistik kurumunun verilerine göre;909 bin kişi açlık sınırında (%1,29)17 milyon 991 bin kişi yoksulluk sınırında (%25,6)4 kişilik hanenin aylık açlık sınırı 182 ytl Aylık yoksulluk sınırı ise 429 ytl olarak saptanmıştır.Kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanlar yoksulluk riski kentsel yerleşimde yaşanlardan fazladır.Hane halkı büyüdükçe yoksulluk riski de artmaktadır.Eğitim durumu yükseldikçe yoksul olma riski de nispeten azalmaktadır.Ülkemizde Kadınların %30,7, Erkeklerin %10,1 ‘sı okur-yazar değildir.Kadınlarımızın nüfusunun %50.67’sini temsil ediyor.Yüksek öğretim gören kadın oranı %14Yüksek öğretim gören erkek oranı ise %21,1Türkiye’de kadınların parlamentodaki oranı ise %4.4 ile Dünya’da 101. sıradayız.Kadınlarımızın %70’e yakını ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır.Birçok iş yerinde aynı işi yapan iki kişiden kadın erkekten daha az ücret almaktadır. Türkiye’de kentli erkek işsiz oranı %9 iken kadın işsizlik oranı %20’dir.Ülkemizde sahip olunan gayrimenkulün %73’ü erkeklerin %8,7’si kadınlara aittir. %5.6’sı ise ortak mülkiyettir. Az gelişmiş ülkelerde 100 kadından 26’sı Güney Afrika’da 100 kadından 13’üİngiltere’de 100 kadından 20’siTürkiye’de 100 kadından 57’si ev içinde şiddete maruz kalmaktadır.Komarın yaptığı bir araştırmada kadınların %20’si erkeklerin %31’i kadının erkek tarafından şiddete maruz kaldığını onaylıyor.Başka istatistik verilere göre;- 

   Kadınlar Dünyadaki toplam işin üçte ikisini yapıyorlar.

-  Kadınlar Dünyadaki toplam gelirin onda birini kazanıyorlar.-  Kadınlar Dünyadaki okur-yazar olmayan toplam nüfusun üçte ikisini oluşturuyorlar. -  Kadınlar Dünyadaki toplam özel mülkiyetin yüzde birine sahiptirler. Köyden kente göç olgusu sonucu kente göç edenlerin kent yaşamı içinde karşılaştıkları sorunlar:

1)  Köy yaşamından getirdikleri sosyo-kültürel değerleri koruma mücadelesi şehir yaşamına uyumda zorluk)

2)  Yeni edindiği çevreye uyum mücadelesi (yabancılaşma olgusu)

3)  Karmaşık kent yaşamına uyum güçlüğü kentte kadınlar kendi ailelerinden büyük ölçüde uzağa düşerler, eşinin ailesinin de içinde olduğu geniş aile, akraba, komşu, çevre desteğini alamadığı için yalnızlaşır. Daha çok ev kadınlığı kimliğine büründüğü için eşine bağımlı hale gelir. Kentte kadının kendine uygun iş bulamaması nedeniyle üretimden kopması yalnızlaşma sürecini hızlandırır. Kadının iş gücüne yönelmesini olumsuz yönde etkileyen sebeplerde vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:-  Çok çocuklu oluşu-  Eğitim düzeyinin düşüklüğü -  Yaşlı-sakat kişilere bakmak zorunda olmaları-  Feodal değerlerin ağır basması    Çalışmayan kadın eve kapanır. Ailenin dışa açılan unsuru koca kadın üzerinde baskıyı artırır. Anne çocuklarına bir yandan eski gelenekleri değer yargıları, kültürü öğretirken bir yandan da kentli olma bilincini vermeye çalışırlar. (yufka açmayı öğretirken diğer yandan meslek sahibi olması için kurslara gönderir.)Kentte çalışan kadın;-  Aile bütçesine katkıda bulunmak-  Kendine olan güveni geliştirmek-  Kendi kimliğini bulmak-  Ekonomik özgürlüğe sahip olmak-  Çocuklarına daha fazla destek olabilmek-  Hastasına destek olmak amacıyla-  Çalışmak kadınında hakkı olduğu bilincini aldığından işe girmek ister.   DPT Aile yapısı araştırmasına göre kadınların %69,5’i, erkeklerin %76,5’ine göre kadınların en önemli işleri ev işlerini yapmak olarak değerlendirilir.  Son yıllarda yoğun bir biçimde yaşanan ekonomik-siyasi ve toplumsal krizlerde yoksulluk giderek artmaktadır. Emperyalizmin içsel olgu olduğu az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki milli krizin yükünü yoksullar çekmektedir. Uluslar arası büyük sermaye kurumlarının kendi aralarındaki Pazar ve paylaşım savaşları sonucu kriz daha derinleşmekte. Krizden kurtulmak için de zaman zaman savaşlar çıktığı bilinmektedir. 1. ve 2. Dünya Savaşlarının çıkış sebepleri emperyalist ülkelerin paylaşım savaşlarıdır.   Uluslar arası yardım ve finans kuruluşlarının son yıllarda yoksul ülkelere yoksullukla mücadele konusunda olan özel ilgileri yoksulluğun sadece ulusal değil uluslar arası düzeyde mücadele edilmesi gereken bir sorun ve politika olduğunun göstergesidir.    Ülkemizde özellikle ekonomik krizin derinleştiği dönemlerde yoksulluğun azaltılmasına yönelik “sosyal yardım” dışında ulusal bir program yoktur. Yoksullara götürülen hizmetlerin en önemlisi olan sosyal yardım hizmetlerinin planlanması, ihtiyaç gruplarının belirlenmesi ve desteklenmesi için sosyal hizmet uzmanlarına ihtiyaç vardır. Sosyal yardım kuruluşları -  SHÇEK-  Belediyeleri-  Emekli Sandığı-  Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı-  Sivil Toplum Örgütleri-  Mahalli Kaynaklar

 

ŞİŞLİ BELEDİYESİ OLARAK KADINLARA GÖTÜRÜLEN HİZMETLER

1)  yerel gündem 21 ile birlikte yürütülen Anadolu Bahçesi Projesi: kadınlar pazarı

2)  Kadınlara iş meslek edindirme amacıyla Halk Eğitim Müdürlüğü sivil toplum örgütleri işbirliği ile çeşitli kurslar

3)  Başak kadın kooperatifi işbirliği ile başlatılan yemek fabrikası projesi (evlere-işyerlerine yemek gönderilmesi)

4)  Sosyal güvenli yaşam vakfı ile yaşlı bakım, engelli bakımı eğitim kursları

5)  Türkiye’de ilk kurulan Akademi dadı eğitim kurumuna her dönem için (2,5 ay 6 ay süren kurslar) 15 kadının ücretinin Şişli Belediyesince karşılanması

6)  “Bir yardımda sen yap” elbise yardım dolapları semtin muhtelif yerlerine yerleştirilerek halkı yoksul insanlara yardıma teşvik etmek

7)  Çağdaş yaşamı destekleme derneği ile okuma-yazma ve meslek edindirme kursları

8)  Çeşitli mahallelerde açılan Toplum Merkezlerinde Eğitici-Koruyucu çalışmalar yapmak.

Kaynak: http://www.kentimgazetesi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=348&Itemid=74