YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMETLER

Çeşitli sebeplerle kırsal alanlardan büyük şehirlere göç son yıllarda hızla artmaktadır Göçle birlikte çarpık kentleşme, yoksulluk, işsizlik, aile ilişkilerinde yaşanan sorunlar toplumun sosyal dengesini olumsuz anlamda etkilemektedir. 

İnsanların sorunlarla baş edebilme bilinç eksikliği, dış destek yoksunluğu, eğitim seviyesinin düşüklüğü nedeniyle yeni topluma yabancılaşmakta, kültürel farklılık nedeniyle sosyal yalnızlık çekmektedirler. Bu nedenle kendilerine en yakın kamu, özel kurumun, sivil güçlerin desteğine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu yüzden yerel yönetimlere duyulan ihtiyaç belirgin bir şekilde artmaktadır. Yerel yönetimler tarihi oluşumu içerisinde, belli ihtiyaçları karşılamak ve bir takım yerel hizmetleri yürütmek üzere devletle beraber ortaya çıkmış, devletin bir parçası olarak bir kısım hizmetleri yürütmeleri kanunlarla belirlenmiş kamu kurumlarıdır. 

Yerel Yönetimler genel olarak, belirli bir coğrafi alanda yaşayan yerel topluluğun ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere, karar organları yerel halkça belirlenen, yasaların ortaya koyduğu görev ve yetkilere sahip, özel geliri, bütçesi ve personeli olan kamu tüzel kişileridir Değişik bir ifadeyle yerel yönetim:’yerel halk tarafından seçilmiş kişilerce yönetilen, özerk ya da bağımsız bir yapıya ve kendisine ait bir maliyeye sahip olan kurum’dur. 

Yerel yönetimler, yalnızca merkezi yönetimin yükünü azaltmak ve kentsel altyapı sorunlarını çözmekle görevli siyasal/yönetsel kurumlar değildirler. Yerel yönetimi bir alt sistem olarak kabul ettiğimiz zaman, bir ülkenin demokratikleşmesinin gerçekleşmesinde yerel yönetimler demokrasinin temel taşları olarak görülür.. Birçok uygulamacıya göre yerel yönetimler “demokrasi”, “verimlik/etkinlik”, “ özgürlük”, “özerklik” ve “yeniden paylaşım” olmak üzere beş temel değere dayanır. Bilindiği gibi, yerel yönetimlere ilişkin temel yasalar, 2004 tarihinden itibaren yeniden düzenlenmiştir. İlk düzenleme 10.07.2004’te 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile başlamış; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 22.02.2005 tarihinde kabul edilmiş, 5393 sayı Belediye Kanunu da, 03.07.2005 tarihinde yasalaşmıştır. Bu kanunların temel amacı, özerk, hesap verebilir, katılımcı, etkin, verimli, kısacası çağdaş bir yerel yönetim anlayışını hayata geçirmek için gerekli hukuki çerçeveyi oluşturmaktır Günümüzde yaşanan, toplumsal, ekonomik ve kültürel sorunlar etkili önlemleri ve acil çözüm yolarını gerektiren boyutlara ulaşmıştır. 

Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler çerçevesinde yer alan ülkemizde kentlerdeki gelir paylaşımındaki dengesizlik, işsizlik, toplumsal yapıda bozulmalara ve çalkantılara neden olmaktadır. Sosyal devlet ilkesi; vatandaşları için çağın koşullarına uygun, insan onuruna yaraşır, kişi hak ve sosyal dengeleri dikkate alan bir yaşam seviyesini mümkün kılan bir sosyal düzeninin gerçekleştirilmesi yükümlülüğünü ve hakkını vermektedir. 

Bütün bu veriler ışığında bakacak olursak; toplumsal yapıda kent yaşamında iki farklı grubun oluştuğunu söyleyebiliriz. Birinci grupta yer alanlar iyi eğitim görmüş, üst sosyo-ekonomik düzeyde olan kentin her türlü olanaklarından yararlanan kentli kültürünün dokusunu oluşturanlardır. İkinci grup ise; alt sosyo-ekonomik grupta yer alan insanları kapsamaktadır. Kırsal kesimden göç etmiş, eğitim düzeyi düşük, işsizlik, yoksulluk sorunlarıyla baş başa olan ne kentli, ne de bulunduğu koşuldan dolayı köylü olmayan bir kesimin varlığıdır 2005 tarih ve 5393 Sayılı Belediye Kanunundaki sosyal hizmetlere ilişkin yetki ve görevlerin çerçevesi, ilgili maddelerde; ”sosyal hizmet ve yardım”, “konut, kültür ve sanat, gençlik ve spor”, “kadın ve çocuklar için koruma evleri”,” özürlüler merkezi”, “dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yönelik sosyal hizmetler ve yardımlar”,”öğrencilere burs”, “meslek ve beceri kazandırma”, “hemşeriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması” biçiminde kavramlaştırılarak çizilmiştir. Bu görev ve yetkiler, ana başlıklar halinde belirtildiği için, bunların içinin doldurulmasında belediyelere genel bir yetki verilmektedir. 

Belediyeler bu alanlarda yurt içi ve yurt dışı kamu ve özel kesim kuruluşları, sivil toplum örgütleriyle birlikte ortak proje ve hizmetler yürütebilme olanağına sahiptir.. 5393 sayılı belediye kanunun da benzer düzenlemelerin sosyal hizmet ve sosyal yardım konularına yer verilmiş ayrıca “Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.” Ayrıca “Belediye hizmetleri, vatandaşa en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlinin durumuna uygun yöntemler uygulanır.” denilmektedir. Belediyeler, sınırları içinde yaşayan birey, grup (aile) ve toplulukların üç ayrı kaynaktan gelen sosyal sorunlarıyla yakından ilgilenmek durumundadır. 

Bunlardan ilki; temelde toplumsal sistemin işleyişinden kaynaklanan, özellikle büyük kentlerde “acil müdahale”yi gerektirecek ölçüde derinleşen yoksulluk, işsizlik, dilencilik, madde bağımlılığı, suçluluk ve benzeri sorunlardır ki, bu sorunların çözümünde genel olarak merkezi yönetimin ve aynı zamanda belediyelerinde rolü vardır. Bu düşünceyle artık belediyeler “Sosyal Belediyecilik” anlayışı ile bakıma, yardıma, korunmaya muhtaç durumda olan insanlara yardım etmeyi temel ilke olarak benimsemesi gerekmektedir. Şişli Belediyesi yıllardır sosyal belediyecilik çalışmalarında öncü olarak yerini korumakta ve tüm belediyelerin dikkatini çekmektedir. 

En yüksek oyla halkın desteğini alan Mustafa Sarıgül'ün sevilmesindeki tek güç yaptığı sosyal çalışmalar, halka yakınlığı, insan sevgisidir.  

Kaynak: http://www.kentimgazetesi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=646&Itemid=74