500 Bin Çocuğun Meskeni Sokak (Sabah - 26.01.2003)

Ekonomik krizler ve buna bağlı sosyal nedenlerle her gün yeni çocuklar sokağa düşüyor. Korunmaya muhtaç çocukların sayısı 500 bini aşarken, bunlardan 90 bini suç işliyor

Ekonomik kriz, eğitim seviyesinin düşüklüğü, ailelerin ilgisizliği ve kötü çevre koşulları, Türkiye'de sokağa itilen çocuk sayısının her geçen gün biraz daha artmasına neden oluyor. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün açıkladığı rakamlara göre, korunmaya muhtaç çocuk sayısı ülke genelinde 500 bini aşıyor. Suç işleyen korunmaya muhtaç çocuk sayısı ise Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre 90 bin civarında.

İl Sosyal Hizmetler Müdürü Kahraman Eroğlu, üç sene öncesine göre, sokakta kalan ya da çalıştırılan çocukların sayısında gözle görülür bir azalma yaşandığını, ancak İstanbul'da bulunan 11 merkezin ihtiyaçları karşılama konusunda yetersiz kaldığını belirtiyor. Eroğlu, vatandaşın ve devletin bu kuruluşlarla işbirliği yapması gerektiğinin önemini vurguluyor.

YILDA 90 BİN ÇOCUK YARGILANIYOR
Adalet Bakanlığı yetkilileri ise yaptıkları açıklamada, Türkiye'de "çocuk suçlu" profilinin ürkütücü boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. İstanbul, Ankara, İzmir ve Trabzon'da bulunan beş çocuk mahkemesine sahip olan Türkiye'de, yılda ortalama 90 bin çocuk yargı önüne çıkıyor.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hızla artan ve tartışılan "çocuk suçları" sorununa ilişkin Adalet Bakanlığı'nın yaptırdığı araştırmalar çarpıcı gerçekleri göz önüne seriyor. 1997 yılından bu yana çocuk mahkemelerinde yargılanan çocukların artış ve yargılama sürecinin de uzadığı görülüyor.

İçişleri Bakanlığı ve Devlet İstatistik Enstitüsü'nün geçen yıl yaptığı 27 ili kapsayan bir araştırmaya göre, bir yılda meydana gelen kasten adam öldürme olaylarının yüzde 12'si, kasten yaralamanın yüzde 18'i, hırsızlığın yüzde 34'ü, gasp ve yağma olaylarının yüzde 16'sı çocuklar tarafından gerçekleştiriliyor.

YOKSULLUK KURBANLARI
İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı'nda görevli Doç. Dr. Bilge Hapçıoğlu ise, gecekondu gibi sağlıksız bir ortamda yaşam mücadelesi veren çocukların daha çok hırsızlık suçu işlediğini belirterek, ekonomik nedenlerin çocukları suça teşvik ettiğini söyledi.

Hapçıoğlu, başta ekonomik sorunlar olmak üzere çeşitli sorunların etkisi altında köyden kente göç eden çocuğun ve ailesinin kent yaşamına uyum sağlayamadığını belirtti. Aile fertlerinin ilgisizliği sonucu yalnız kalan çocuklarda suç eğilimi ortaya çıktığını dile getiren Dr. Hapçıoğlu, çocuğu suç işlemeye iten toplumsal nedenlerin başında yoksulluk ve eğitimsizliğin bulunduğunu açıkladı. Çocuk mahkemelerinde açılan davalarda, 1994'te 5 bin 455'i kız, 77 bin 240 çocuk yargılandı, dokuzu kız, 567 çocuk mahkum edildi. 1997'de 6 bin 949'u kız 84 bin 222 sanıktan 590'ı hüküm giydi.

BÜYÜK ŞEHİRDE SUÇ ORANI FAZLA
Araştırmanın ortaya çıkardığı bir diğer gerçek de büyük kentlerde yaşayan çocukların suçla ilgisinin daha çok olduğu. Hakkında işlem yapılan çocukların yüzde 92.6'si kentlerde, yüzde 7.4'ü de kırsal kesimde yaşıyor. Uzmanlar, büyük şehirin çocuklara daha cazip geldiğini ve büyük şehirde kamufle edilme ve kaçma şansının daha yüksek olduğu için, büyük şehirlerde suç oranınında arttığına dikkat çekiyor.

Suça yönelen çocukların çoğunlukla bağımlılık yapan maddeler kullandığı düşüncesinin aksine, araştırmada suçlu çocukların yüzde 90.1'inin bağımlılık yapan madde kullanmadığını ortaya koyuyor. Ancak bağımlı çocuk sayısının oranı yüzde 9.9. Madde bağımlısı çocuklar en çok hırsızlıktan hüküm giyiyor.

Suçlu çocuklar için özel kurumlara ihtiyaç var
Sokaklarda istismara maruz kalan çocukların rehabilitasyonu için 11 merkez bulunuyor. Ancak suç işleyenler de oraya gönderilince işler karışıyor. Acil olarak suçlu çocuklar için özel yerlere ihtiyaç var

İl Sosyal Hizmetler Müdürü Kahraman Eroğlu, ekonomik yetersizlikler, göç, parçalanmış aileler ve aile istismarı gibi sebeplerin çocukları sokağa ittiğini belirterek, İstanbul'da istismara maruz kalan çocukların rehabilite edilmesi amacıyla 11 merkez kurduklarını söyledi. Eroğlu şöyle konuştu "Biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Ancak çoğu zaman yetersiz kalıyor. Çünkü devlet, sivil toplum kuruluşları ve en önemlisi halk bize destek vermeli. Son 5 yılda sokakta kalan başıboş çocukların sayısında önemli azalma oldu. İnsanlar bu çocuklara sahip çıkacak bir kurum olduğunu bildiğinde, haber verebiliyorlar. Kurduğumuz bu merkezlerde, çocuklar fiziksel ve ruhsal açıdan tedavi ediliyor ve eğitimine başlanıyor.

HER SUÇU İŞLEYEN VAR
İsteyenler eğilimlerine göre işe yerleştiriliyor. Bunun haricinde, Valilik, Emniyet, Çocuk Mahkemeleri ve benzeri kuruluşlarla ortak bir çalışma başlattık. Amaç, suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş çocuklar için yasal yaptırımlar uygulamak. Aileler hakkında dava açıyor, çocukları ailelerden alıp, rehabilite merkezlerine götürüyoruz. Mahkemeye çıkarılmış çocuklarda bizim merkezlerimize gönderiliyorlar. Adam öldürenden, 37 kere hırsızlık yapıp yakalananlara kadar her türlü suçu işleyen çocuklar var. Mahkemenin göndereceği başka bir kurum olmadığı için bize gönderiyor. Diğer çocuklara kötü örnek oluyorlar. Merkezde eğitim gören diğer çocukları da alıp kaçıyorlar. Normalde, tedbir kararı alan çocuk, şehrin biraz dışında, 25-30 yatak kapasiteli, Adalet Bakanlığı tarafından gözlemlenen rehabilitasyon merkezlerine gönderilmeli. Ancak Türkiye'de böyle bir kurum henüz yok. Bu da bizim işimizi zorlaştırıyor."

EN ÇOK ERKEKLER CEZAEVİNDE
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün, Temmuz 2001 tarihi itibariyle cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler üzerinde yaptığı araştırmalar, cezaevlerinde yatan çocuk suçluların yarıdan fazlasının erkek olduğunu gösteriyor. Buna göre, cezaevlerinde, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ''adam öldürme'' hükümlerini düzenleyen maddelerinden ceza alan, 350'den fazla çocuk tutuklu veya hükümlü bulunuyor. Bu çocukların yüzde 93.7'sini erkek, yüzde 6.3'ünü ise kız çocukları oluşturuyor. En sık suç işlenen yaş grubu ise, erkek çocuklarda yüzde 56.2 oranıyla 14 yaş.

Suçlu çocuk yoktur suça itilen çocuk vardır
Adli Tıp'ta uzun yıllar psikolog olarak çalışan ve suçlu çocuklar üzerinde incelemeler yapan Prof. Dr. Bayhan Üge, suçun temelinde aile davranışının yattığını söyleyerek, suçlu çocuğu ailenin yarattığını belirtti. Üge, "Aile içi iletişim, çocuğa yeterince değer verilmemesi, saygı gösterilmemesi, psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmaması, otoriter tutumlar ergenliğin başlangıcından itibaren çocuklar için bir tehdit oluşturuyor.

Çocuğun kişilik yapısı da çok önemli. İçe dönükse kendi ayakları üzerinde duramayan, çekingen bir birey oluyor, dışa dönükse tepki gösteriyor. Ergenlik döneminden önceki çocuklar suç işlemez. Bir tesadüftür ya da kazadır. Çünkü suç bilinci yoktur. Çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılamak gerekiyor. Sevgi, saygı, ilgi gibi.

EN BÜYÜK GÖREV AİLELERE
Ailelerin çocuklarını birey olarak kabul etmeleri gerekiyor. Sağlıklı bir iletişim olmalı. Çocuk eğer sevgiyi dışarıda ararsa, kurban olacaktır. Suça ya da madde bağımlılığına teşvik edilecektir. O nedenle ailelere çok büyük görev düşüyor." şeklinde konuştu. Dr. Üge, suç işleyen çocukların temelinde ailelerinden gelen sorunlar ve ailenin eğitim seviyesinin düşüklüğünün geldiğine de dikkat çekiyor.

Sızdıran musluğa kökten tamir
Umut Çocukları Derneği Başkanı Yusuf Ahmet Kulca, medyanın sokakta yaşayan çocuklarla ilgili çok dikkatli haberler yapması gerektiğini vurgulayarak, "1999'da Ümraniye'de 'anneyle kızına saldırıp, kızına tecavüz edildi' haberinde adeta yargısız infaz yapıldı.

'Tinerci Vahşeti' diye yazıldı. Türk halkında, tinerci deyince, sokakta yaşayan çocuklar akla geliyor. Oysa sokaklarda yaşayan madde bağımlılarından daha fazla, aileleri yanında yaşayan madde bağımlıları var. Aynı şekilde 'Üzeyir Garih' cinayetinde de yargısız infaz yapıldı ve bütün gözler bir tinerci çocuğa çevrildi. Türk halkı bu çocukları yeterince cezalandırıyor, tepki gösteriyor ve tedavi edilip, eğitilebileceğine inanmıyor" dedi. Çocuğu suça iten nedenlerin başında ailelerin geldiğine değinen Kulca, "Evden kaçan çocuklar musluktan akan suya benziyor. Bu sorun kökünden halledilmediğinde, su taşar. Aileler gözardı edilemez" dedi.

Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı...
Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, çocuk mahkemelerine çıkarılan çocukların yeniden topluma kazandırılması amacıyla kurulmuş. Vakıf, çocuğun yargılanmaya başladığından itibaren mahkeme sonrası ailelerle irtibat kurma, çocuğun öğrenim görmesini sağlama, gerektiğinde ise yerleştirme gibi faaliyetlerde de bulunuyor. Vakfın kabul ettiği çocuklar arasında ciddi psikolojik sorunları olanlar ve sokak çocukları yer almıyor. Daha ziyade suç işlemeye meyilli olanlar değil de aile korumasından uzak oluşları nedeniyle suça itilmiş çocuklara yer veriliyor.