Çöpten Kağıt Toplayan Üniversiteli! (Vatan - 18.03.2004)

Mağdur vatandaştan mektup yağıyor. Hak edenlerin değil siyasi yandaşların, partililerin işe alınması, iş sahiplerinin ise hiçbir hataları olmadığı halde işten çıkarılması konusunda müthiş bir tepki var.

Örneğin Bağkur'a memur alımıyla ilgili olarak; Bakan Mehmet Ali Şahin ve diğer ilgililerin TV programlarında "istenen şartları taşıyanlar" dışında personel alınmayacağını, kadrolaşmaya izin verilmeyeceğini açıklamalarına rağmen yüzlerce personeli "sözlü mülakaf'la -okuyucunun deyimiyle "torpil'le- neden aldıklarını 1.5 milyon mağdur adına sormamızı istiyorlar.

Bakın bunu yazanlardan biri mağduriyetini nasıl anlatıyor, noktasına bile dokunmadan veriyorum; "Bana gelince yanlış anlamayın, ben üniversite, kardeşim lise mezunu. Babasız büyüdük, 58 yaşındaki annem bizi temizlik yaparak okuttu.

Kardeşim lösemi ve ikimiz de dms+dis sınavlarını (99'da ve daha sonrakilerde) kazandığımız halde personel gerekli değil diye alım yapmadılar, şimdi 4 ay sonra 35 olacağım ve belki bir daha ne kamuda, ne de özelde adam gibi bir ise giremeyeceğim, ama hâlâ kardeşimle çöpten kâğıt toplayarak satıyoruz.

Çünkü ne torpilimiz, ne sermayemiz var, üstüne üstlük sabıkamız yok ve askerlik yaptık! Hiçbir parti vs.'ye üye olmasak da ne yazık ki biz masum birer Atatürk çocuğuyuz! Sadece o 'helâl ahkâmı' kesenlere haram olsun diyor ve biz milyonlarca mağdur adına, özellikle milliyetçi ve dindar geçinen 2 partinin yaptığı bu saman altından su yürütme çirkefine DUR demenizi, o uyuyan CHP'yi ve halkımızı da kaleminizle dürterek uyandırmanızı diliyoruz. Yazdıklarım namus ve şerefim üzerine doğrudur. İnsaniyet namına ilgilenin, bizi mahvettiler! Saygılarımla"

Ülkenin genç ve eğitimli insanları böyle bir mutsuzluk ve umutsuzluk içindeyken; işsizliğe çare bulamayan, yatırımları arttıramayan bir hükümet, üstüne üstlük görülmemiş bir kadrolaşmayla büyük bir haksızlığa, adaletsizliğe daha imza atıyor.

(Bu arada, mektubun sahibi iki gence iş imkânı sağlayabilecek, yaşam şansı yaratabilecek okurlarımızdan yardım istiyorum. Mail adresi bende, verebilirim.)

Kadın bakanlığı'nda neler oluyor?
'Kahraman isimli bir kahraman' başlıklı yazım elimde kaldı, daha yayımlanmadan Kahraman Eroğlu'nu işten alıverdiler. Sosyal Hizmetler İstanbul İl Müdürü Kahraman Eroğlu'nun bu görevde inanılmaz bir hizmet verdiğini, İstanbul'u iyi tanıması ve sorunlarını da bilmesinin verdiği avantajı da kullanarak gece gündüz çalıştığını, yardıma muhtaç kadınları, çocukları koruma altına aldığını duymuş ve hemen yazmıştım. Eroğlu bu son derece yararlı olduğu görevinden -herhalde Bakan ödül (!) olarak düşünmüş olmalı- alınıvermiş. İstanbul gibi nüfusu ve sorunları çok bir şehirde yerine de "İl Müdürü" olarak bir yurdun müdür yardımcısı getirilmiş.

Sınama yanılma metoduyla işi öğrenmesi bekleniyordur şüphesiz. "Neden biz geri kalıyoruz" diye sormayın ey halkım, işte bundan geri kalıyoruz.

İşi bilen, çalışan, başaran ödül olarak işini kaybediyor ve yerlerine siyasi nedenlerle hep bilmeyenler getiriliyor. Aynı bakanlığın daha da ilginç bir uygulaması var. Ama ne ilginç! O da yarına.

NTV'de seçim araştırması!
Bu akşam saat 20.30 ile 24.00 arasında NTV'de "Büyük Seçim Araştırması" adında enteresan bir program yapılacak. Bugüne kadar yaptığı anket sonuçlan genellikle seçim sonuçlanyla büyük benzerlik gösteren Tarhan Erdem'in, üç büyük şehirde yapılan anket sonuçlarının verileceği programda "bu noktaya nasıl gelindiği" tartışılacak.

Mehmet Barlas, Fehmi Koru, Ruşen Çakır, Tufan Türene, Mustafa Balbay, Ersin Kalaycıoğlu ve İbrahim Armağan'ın yorumlarıyla katılacağı programa beni de davet ettiler.

Şimdilik bildiğim bu 7 isim... 7 erkek konuşmacı arasında bir kadın yazar. Şimdi 'neden her konuda böyle dengesiz bir oran ortaya çıkıyor' desem yine "kadın haklan savunucusu" olacağım.

Ama öyle, her yerde durum bu. Neyse bu akşam orada olacağım. Okurlarıma ve seçim araştırması sonuçlarıyla ilgilenenlere bir duyurayım dedim.