Binlerce Çocuğun Kahraman'ı (Vatan Gazetesi - 21.03.2004)

Kahraman Eroğlu... İstanbul Sosyal Hizmetler İI Müdürlüğü'nde 27 yıl, kimsenin hayalinde bile yapamacaklarını yaptı, karşılığında işinden alındı. Hem de kendisini tanımayan, yaptıklarını öğrenmeye bile zahmet etmeyen Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü Cafer Tatlıbal tarafından...

1976'da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Akademisi'nden mezun olan Kahraman Eroğlu çeşitli illerde yurt, yuva, huzurevi ve il müdürlüklerinde görev yaptı.

27 yılda bu kuruluşların sayısını 22'den 48'e çıkaran Eroğlu, 500 binden fazla çocuğu sokaklardan kurtarıp kurduğu 11 Çocuk ve Gençlik Merkezi'nde tedavi etti... Çocuklarını istismar eden 650 aile hakkında dava açtı; mahkeme kararıyla 75 aile hapis cezası aldı... Sokakta yaşayan binlerce çocuğun eğitilip, ailelerine ve topluma kazandırılmasını sağladı...

Şiddet gören kadınlar için açtığı sığınma evlerinde onları meslek sahibi yaptı...

Özürlüler için açtığı rehabilitasyon merkezlerinde hem özürlü vatandaşlara, hem de korunmaya muhtaç kimsesiz çocuklara hizmet verdi.

Gecekondu bölgelerindeki merkezlerde 20 binden fazla kadın için, çocuk ve gence okuma, yazma, beceri, meslek kursları açtı. Alo Çocuk, Alo Kadın, Alo Karne hatlarıyla hizmet sunduğunu bilen halk onu bağrına bastı.

Her sorunlu çocuk için aradığım Kahraman Eroğlu'yla bu defa kendi sorununu öğrenmek için buluştum. Şimdiye kadar çalıştığı bakanlardan sayısız teşekkür ve ödül alan Eroğlu başına gelenleri anlatırken gözleri sık sık yaşardı:

"Birleşik Arap Emiri Şeyh Zayed'in adını verdiği vakıf, bugün Metropolitan Hastanesi'nden gelen geliri bir çocuk yuvasına hibe etti. Çocuk Esirgeme Genel Müdürlüğü tarafından kurulan bu vakfın 9 üyesi 2-3 ayda bir Ankara'daki toplantıya katılır. Vaktimin darlığından gidemediğim bu toplantılardan birinde devlet alım-satımına fesat karıştıran dört üyeden biri olarak mahkemeye verildim. Ancak Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Yalçın, kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdi. Şimdi beni genel müdür Tatlıbal anlayamadığım bir nedenle başka bir yere atadı. Bana inanan ve bağlanan çocuklarımdan uzak kalacağım için kahroluyorum."

Bakan Akşit ne diyor?
Eroğlu'nun çalışmasından memnun olduğunu duyduğum Bakan Güldal Akşit'le görüştüm: "Ben de sizin kadar üzgünüm; ancak Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün emriyle bu görevden alındığını öğrendim. Bir mahkeme açılmış; kendisi de karşı dava açmış. Sonucunu bilmiyorum ama Kahraman Bey her yerde aynı şevkle çalışan bir insandır; eminim, yeni işinde de hizmetlerine devam edecektir."

Tatlıbal'dan tatsız sözler...
6-7 ay önce Çocuk Esirgeme Genel Müdürlüğü'ne tayin edilen Cafer Tatlıbal'ı aradım; hiç de tatlı olmayan bir üslûpla aynen şunları söyledi:

"Ben Kahraman Bey'i tanımam, neler yaptığını da hiç bilmem. O, on bin memurumdan sadece biridir; kapıcı ile müdür benim gözümde eşittir. Aynı şey sizin için de geçerli; karşıma gelip basın kartınızı göstermeden telefonda konuşanın siz olduğuna niçin inanayım?"

Tatlıbal'a, Kahraman Eroğlu'nun kanunen hiçbir suçu bulunmadığını, onun yokluğunda binlerce çocuğun, yaşlının ve özürlünün çok kötü durumda olacağını anlatmaya çalıştım. Ama dinlemeye hiç niyeti yoktu; telefondaki anlamsız konuşmalarına devam ederken, sabrım taştı: daha fazla uzatmadan telefonu kapattım...

Kendileri belki zahmet eder de, 14 yaşındayken ailesinin zoruyla fuhuşa teşvik edilen genç bir kızın yaşamını değiştiren Kahraman Eroğlu için yazdığı aşağıdaki şiiri okur...

Eroğlu'nu ağlatan şiir
Babalarını kaybetmenin acısını yaşayan binlerce çocuklardan bîrî de 14 yaşında ailesi tarafından fuhuşa teşvik edilen bir genç kız.

İsmi gizli tutulan ve bir yıl önce okula başlayan genç kızın Kahraman Eroğlu için yazdığı şiir:

Hani gitmek yoktu ne bizim için, ne efe senin için...

Sevenleri hani kimse ayıramazdı...

Hiç bize sormadan seni bizden alıyorlar...

Şimdi kim bize gelip o güzel sesiyle, en kötü geçen kış gecelerini şenlendirecek?

Kim öfke, nefret, kinin üstünü sevgi tohumlarıyla örtecek?

Biliyorum sen bize şimdi yine, Pollyannacılık oynatacaksın!!!

Artık oynamak istemiyorum bu oyunu!

Bak masallar da gerçeğe dönüşmüyor...

Bütün masallar mutlu biter, bizimki niye bu kadar hüzünlü?

Kocaman yürek taşıyabilecek bir adam daha beklemiyoruz biz!

Çünkü gelmeyecek, bunlar yalan!

Kimse taşıyamaz o küçücük bedende Erciyes Dağı kadar yüksek bir yüreği.

Gidemezsin hiçbir yere; bizim hâlâ umutlarımız var, götürmemeliler onları da sen giderken!!!

Nedensiz, sebepsiz, gereksiz bu gidiş... Bu bitiş!!!